Kaç tane kariyer aşaması vardır? Gerçekten tek bir doğru cevap var mı?
Kariyer dediğimiz şeyin hâlâ “aşamalar” diye paketlenip anlatılması bana hep biraz eski dünyanın rahatlığı gibi geliyor. Sanki hayat düz bir çizgiymiş de herkes aynı kapıdan girip aynı merdiveni tırmanacakmış gibi… Güzel hikâye, ama sahada işler öyle yürümüyor. Özellikle de bugün, İzmir gibi hem rahat hem de fırsat kovalamayı bilen bir şehirde yaşıyorsan, bu “aşama” meselesi daha da tartışmalı hale geliyor.
Bir yanda üniversiteden mezun olup “şimdi kariyer başlıyor” diyen klasik anlatı var, diğer yanda 30’una gelmeden üç kez sektör değiştiren insanlar. Peki soruyorum: Kariyer dediğimiz şey gerçekten kaç basamaklı bir merdiven? Yoksa herkesin kendi labirentini mi çizdiği bir alan mı?
Kariyer aşamalarına klasik bakış: 4, 5 ve 6 aşamalı modeller
Makinacilar sayfasına hoş geldiniz! “Kaç tane kariyer aşaması vardır” hakkında hazırladığımız bu özel içeriğin tadını çıkarın.
Kariyer literatüründe tek bir sayı yok. Hatta işin komiği, herkes biraz kendine göre bir model üretmiş gibi.
4 aşamalı model: Basit ama fazla steril
En bilinen yaklaşım genelde dört aşamadan oluşur:
Keşif (exploration)
Kurulma (establishment)
Sürdürme (maintenance)
Çöküş/çıkış (decline)
Kağıt üzerinde bakınca düzenli, temiz ve anlaşılır. İnsan hayatı bir Excel tablosu olsaydı tam böyle olurdu herhalde. Ama gerçek hayat? Orası biraz daha dağınık.
Keşif dönemi denilen şey aslında çoğu insanda 20’lerin sonuna kadar uzuyor. Çünkü artık “ilk iş = hayat boyu meslek” diye bir denklem kalmadı. Kurulma aşaması da eskisi gibi sabit bir şirkette yükselme değil; bazen freelance işler, bazen sektör değiştirme, bazen de tamamen yönsüzlük.
En çok eleştirilen kısım ise “çöküş” kelimesi. Sanki 50 yaşından sonra insan otomatik olarak kariyerden düşüyormuş gibi bir varsayım var. Bugün bu bakış açısı biraz trajik ve hatta hafif kibirli duruyor.
5 aşamalı model: Daha gerçekçi ama hâlâ eksik
Biraz daha detaylı versiyon ise beş aşama:
Keşif
Deneme
Yerleşme
İlerleme
Sürdürme / yeniden değerlendirme
Burada en azından “deneme” ve “yeniden değerlendirme” gibi daha insani kavramlar var. Çünkü kim gerçekten 22 yaşında ne yapacağını biliyor ki?
Ama yine de problem aynı: Bu model de insanı lineer bir çizgiye sokmaya çalışıyor. Oysa kariyer dediğimiz şey çoğu zaman ileri-geri, yanlara kaçan, hatta bazen tamamen geri sıçrayan bir yapı.
Bir düşün: Aynı anda hem ilerliyor hem de geri mi gidiyorsun? Evet, özellikle sektör değiştirdiğinde tam olarak bu oluyor.
6 aşamalı model: Akademik ama fazla idealist
Daha akademik yaklaşım ise işi altı aşamaya çıkarır:
Keşif
Giriş
Kurulma
İlerleme
Koruma
Emeklilik/geri çekilme
Bu model “her şey kontrol altında” hissi vermeye çalışıyor. Ama hayat kontrol altında mı gerçekten?
Özellikle “koruma” aşaması bana hep komik gelmiştir. Sanki insan bir noktada kariyerini vitrine koyup sadece tozunu alacakmış gibi. Halbuki günümüzde insanlar 40 yaşında yeniden eğitim alıyor, 45’te startup kuruyor, 50’de başka bir ülkeye taşınıyor.
Emeklilik kısmına zaten hiç girmiyorum. Çünkü bugünün ekonomik koşullarında emeklilik, plan değil hayal.
Kariyer aşamalarının güçlü yönleri
Şimdi hakkını vermek lazım. Bu modeller tamamen işe yaramaz değil.
Düzen ve yön hissi vermesi
İnsan zihni belirsizliği sevmez. “Ben şu aşamadayım” demek psikolojik olarak rahatlatıcıdır. Özellikle kariyerinin başında olan biri için bu modeller yol haritası gibi çalışabilir.
Kendine şunu söylemek kolaydır:
“Tamam, ben keşif aşamasındayım.”
Bu cümle bile insanı biraz sakinleştirir. En azından “dağınık değilim, sürecin içindeyim” hissi verir.
Beklentileri normalize etmesi
Kariyer aşamaları, özellikle başarısızlık hissini azaltmak için faydalı olabilir. Her şeyin hemen olması gerekmediğini anlatır.
Ama burada kritik soru şu: Bu normalleştirme gerçekten özgürleştiriyor mu, yoksa insanı daha uzun süre aynı sistemde mi tutuyor?
Eğitim ve insan kaynakları açısından kolaylık
Şirketler açısından bakınca bu modeller oldukça kullanışlıdır. Performans değerlendirme, terfi sistemleri, eğitim planlama… Hepsi bu aşama mantığına oturur.
Ama işte burada küçük bir sorun başlar: İnsan mı sisteme uyar, sistem mi insana?
Kariyer aşamalarının zayıf yönleri
Şimdi gelelim işin can sıkıcı kısmına. Çünkü bu modellerin ciddi kör noktaları var.
Gerçek hayatın dağınıklığını yok sayması
En büyük problem şu: İnsanlar düz bir çizgide yaşamıyor.
Bir kişi aynı yıl içinde hem iş değiştirebilir hem şehir değiştirebilir hem de tamamen farklı bir alana geçebilir. Bu durumda “aşama” nerede başlar, nerede biter?
Aşamalar, hayatı kutulara bölmeye çalışıyor. Ama insan dediğimiz şey kutuya sığmıyor.
Yaş merkezli varsayımlar
Bir diğer sorun yaşla ilgili beklentiler. Sanki 25’inde kurulman, 35’inde ilerlemen, 50’sinde kenara çekilmen gerekiyormuş gibi.
Peki 30’unda sıfırdan başlayan biri ne olacak? Sistem onu nereye koyacak?
Bu noktada modelin dışına çıkan herkes “istisna” ilan ediliyor. Oysa artık istisna dediğimiz şey neredeyse norm haline geldi.
Başarıyı tek tip tanımlaması
Kariyer aşamaları genelde başarıyı hiyerarşik bir yükseliş olarak görür. Daha fazla maaş, daha büyük unvan, daha fazla sorumluluk…
Ama herkes daha büyük sorumluluk istemiyor. Bazı insanlar sadece daha sakin bir hayat istiyor. Bazısı üretmek istiyor ama yönetmek istemiyor.
Şu soru burada kritik: Başarıyı kim tanımlıyor?
Günümüz iş dünyasında kariyer: merdiven değil, çok yönlü bir yapı
Artık kariyer dediğimiz şey düz bir merdiven değil. Daha çok ağ yapısı gibi.
Biraz serbest çalışma, biraz kurumsal deneyim, biraz kişisel projeler… İnsanlar aynı anda birden fazla kimlik taşıyor.
Sabah kurumsal bir işte çalışan biri, akşam freelance proje yapabiliyor. Hafta sonu içerik üretiyor, başka bir dönem tamamen sektörden uzaklaşıp yeniden eğitim alıyor.
Bu durumda klasik “aşama” mantığı nerede duruyor?
Belki de asıl sorun şu: Biz hâlâ kariyeri bir “ilerleme hikayesi” olarak görmek istiyoruz. Oysa bazı hayatlar ilerlemiyor, sadece değişiyor.
İzmirli bir genç olarak kariyere bakış: gerçekçilik mi, sistem eleştirisi mi?
İzmir gibi bir yerde büyüyüp iş hayatına atılınca şunu çok net görüyorsun: İnsanlar hem rahat olmak istiyor hem de bir yere varmak istiyor. İkisi aynı anda zor.
Bir yanda “kurumsal iş bul, düzenin olsun” baskısı var, diğer yanda “hayat kısa, istediğini yap” söylemi. Bu iki uç arasında sıkışan bir nesil var.
Kariyer aşamaları bu sıkışmayı açıklamıyor. Aksine, daha da mekanik hale getiriyor.
Şu soru burada kaçınılmaz: Gerçekten bir yere “varmak” zorunda mıyız, yoksa sürekli “olmakta olan” bir süreç içinde miyiz?
Kariyer artık bir çizgi değil, sürekli değişen bir alan
Belki de en radikal düşünce şu: Kariyer aşamaları diye bir şey var ama artık birebir uygulanabilir değil.
İnsanlar artık tek bir mesleğe bağlı yaşamıyor. Tek bir şirkete bağlı kalmıyor. Tek bir başarı tanımına sıkışmıyor.
Kariyer dediğimiz şey:
Bazen hızlanıyor
Bazen duruyor
Bazen yön değiştiriyor
Bazen tamamen resetleniyor
Ve en önemlisi: kimse bu süreci önceden yazılmış bir plana göre yaşamıyor.
O yüzden asıl mesele şu soruda gizli:
Kariyerimizi gerçekten biz mi inşa ediyoruz, yoksa bize anlatılan hikâyeyi mi yaşıyoruz?
Okuyucularımıza “Kaç tane kariyer aşaması vardır” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Makinacilar ekibi olarak bizi okumaya devam edin!